Cehennem Şelaleleri / Kırklareli Kampı

İlk kampın ardından her fırsatta içimizde kampa kaçma isteği doğmaya başlamıştı.Yoldaşım Serhan ile birlikte bir sonraki kampın hayali ile birbirimizi avutmaya çalışıyorduk. Yaşadığımız başarılı ilk kamp tecrübesinin ardından bir sonraki kampı nasıl daha dolu dolu geçirebilirimizin planını yaptık. Bir önceki Şile’deki sahil kampının ardından bu sefer ormanda bir deneyim yaşamaya karar verdik. Bu doğrultuda da rotamızı Kırklareli’nde bulunan Cehennem Şelaleleri’ne çevirdik. Gelin hep birlikte 2 günlük kamp serüvenimize sizi de ortak edelim.

Cehennem Şelaleleri, Kırklareli’nin Vize ilçesine bağlı Kızılağaç Köyü’nde yer alıyor. Köye yaklaşık olarak 4-5 km uzaklıktadır. Neden Cehennem Şelaleleri denildiğine dair herhangi bir bilgiye ulaşamadım. Hikayesini bilen varsa lütfen bilgilendirme yapabilirse memnun olurum. Gezdiğim yerlerin geçmişini ve hikayesini bilmek orayla bağ kurmamı güçlendiriyor. Kızılağaç’tan Cehennem Şalelerine doğru yol aldığınızda zorlu bir yolculuk sizi bekliyor. Toprak ve tek bir aracın geçebildiği bu yollarda karşınıza bir araç çıkması durumunda zorluk çekebilirsiniz. Cehennem Şelalelerine yakın bir konumda taş madenleri olduğu için karşınıza sık sık hafriyat kamyonları çıkabilir. Yolculuk ederken bu tür durumlarla karşılaşma ihtimaliniz olduğu için dikkatli olmanızda fayda var. Şelalelere ulaştığınızda aracınızı park edebileceğiniz düzlük bir alan mevcut. Yolun bundan sonraki kısmını yürüyerek devam etmeniz gerekiyor. Yolculuğa başlamadan önce orada bulunan seyyar satıcıdan nerede kamp yapabileceğimize dair bilgi istediğimizde bölgede kamp yapmanın yasaklandığını belirtti. Neden yasaklandığını da aşağıya indiğimizde gördük. Maalesef insanlarımız çevreye gerekli duyarlılığı göstermiyor ve kamp yaptıktan sonra bütün çöplerini orada bırakarak doğayı kirletiyorlar. Kamp yapacak arkadaşlar yanlarında muhakkak bir çöp poşeti bulundursun.

Otopark alanından şelalelere ulaşımınız çok uzun sürmüyor. Kısa bir yolculuğun ardından şelalalere ulaşabiliyorsunuz. Açıkçası biz mekanı beğenmedik. Gittiğimiz aydan da kaynaklı olabilir. Çünkü su seviyesinin düşük olmasından dolayı sıradan bir akarsudan farkı yoktu. Nisan ya da mayıs aylarında gitseydik belki aynı düşünce içerisinde olmayabilirdik.  Ziyaretçinin de fazla olmasından dolayı kamp için rahat ortam sunmaması ve mekanının içimize sinmemesinden dolayı farklı bir mekan arayışına girdik.

Aracımızla aynı yol güzergahından geri dönerek Kızılağaç Köyü’nün tersi istikametinde yolumuza devam ettik. 10 dk. yolculuğun ardından kamp kurabileceğimiz düz ve güzel bir alan bulduk. Daha görür görmez işte kampımızı buraya kurmalıyız dedik. Cennetten bir köşeydi sanki; uzun uzun ağaçlar, yanınızda akan küçük ve sevimli bir şelalenin sesi, kuşların cıvıltısı ve yaprakların hışırtısı… Kelimelerle ifade edemeyeceğim huzurlu bir ortamdı. Kulağınızı tırmalayacak ne bir korna sesi, ne bir inşaat gürültüsü, ne de telefonunuzun melodisi. O an doğayla baş başa kalabileceğiniz güzel bir yer.

Çadırımızı kurduktan sonra kampı kamp yapan ateşimizi yakmaya başladık. Sahil kampında yaşadığımız odun sıkıntısına çok şükür burada düşmedik. Olabildiğince kuru odunumuz vardı. Bu kamp ateşinde neler yapmadık ki! Memleketim Ordu’dan gelen patates ve mısırları közledik, çayımızı demledik, sabah pastırmalı yumurtamızı yaptık. En özeli ise pişirirken ve yerken büyük keyif aldığımız antrkotlardı.

Biz kamp mekanını çok beğendik. Sessiz, sakin ve ormanın ortasında bir mekan tercih etmek istiyorsanız tam size göre bir yer. Net bir konum veremiyorum maalesef. Telefonun çekmemesinden kaynaklı konum bilgisi almamız mümkün olmadı. Olumsuz olarak dile getirebileceğim tek şey akarsu kenarında bir yer olmasından dolayı aşırı derecede sivrisinek var. Muhakkak uzun giysiler tercih edilerek yanınızda sinek kovucu kremler bulundurmanızda fayda var.

Biz bir sonraki kamp hayallerimizi planlarken sizde hayallerimize ortak olmak için instagram hesabımdan bizi takip edebilirsiniz. Takip için tıklayınız. 🙂