Bir İşe Alımcının Günlüğü

Saat 07.30

Alarmın çalmasıyla birlikte gözünü açtığında pencereden süzülen güneşin insanın içini ısıtan güzelliği yüzünde bir tebessüm oluşturdu. Alarm hala çalıyordu. Erteleme gibi bir huyu olmadığı için yatağından doğrularak yanı başında bulunan telefonuna uzandı, alarmı kapattı. Her gün yaptığı gibi kalkmadan önce yatağın içerisinde gün boyunca yapacaklarını gözünün önüne getirdi ve kendine bir program oluşturdu. Yüzünde tebessüm oluşturmasına neden olan en güzel şey ise o gün ilk defa mülakat yapacaktı. Adayların biri sabah 09.30’da diğeri de 11.00’de gelecekti. Ofise erken gidip bekleme salonunun ve mülakat odasının uygun olup olmadığını kontrol etmesi gerektiğini düşündü. Biraz daha oyalanırsa geç kalacağını fark edince hemen kalkarak işe gitmek üzere hazırlandı.

Saat 08.00

İstanbul’da trafik ayrı bir zorluk; güne başlamadan insanın bütün enerjini alıp götürür. İçinden “Neyse ki metro gibi bir rahatlık var.” dedi. Yolunun uzun olduğunu bildiği için her zaman yanında kitap bulundurur, zamanını en güzel şekilde böyle değerlendireceğini düşünürdü. Elinde Nurdan Akalın Terazi’nin Mülakat Ustalık İster” kitabı vardı. Kitap, mülakat tekniklerinin bütün yöneticiler tarafından bilinmesi gerektiğini ve ben adamı “gözünden tanırım” yaklaşımının çok yanlış bir yöntem olduğunu, yapılan hatalı bir işe alımın bölüme ve şirkete olan büyük zararlarını, etkin bir mülakat yapmak için gerekli olan bütün bilgileri hikâye tadında anlatıyordu. Sanki okumuyor olayları kitabın içerisine girmiş birebir yaşıyordu. Daha bir heyecanlı okumasının sebebi de ilk mülakatını yapacak olmasından gerek…

“Yarım saat ne çabuk geçti, kaptırmışım kendimi kitaba” dedi. Köstebek gibi yeraltında bulunmaktan sıkıldığını ve artık gün yüzüne çıkıp güneşi hissetmek, havayı solumak istiyordu. Merdivenden yukarıya doğru çıktığında her sabah aynı duyguyu yaşıyor. Güneş güzel, insanın içini ısıtıyor ama derin bir nefes almak istediğinde şehrin o boğucu kokusunu daha fazla teneffüs etmeden geri bırakıyor. Ne çabuk sıkıldığını hissetti bu şehirden… Çocukluğunun en güzel günlerini yaşadığı Karadeniz’ine özlem duydu. Metrekare başına düşen dilenci sayısını görünce “köstebek olup hayatın bu acımasızlığını görmesem keşke” diye düşündü.

Saat 09.00

“Günaydın” diyerek ofisteki arkadaşlarını selamladı ve arkadaşlarıyla şakalaşarak metrodan çıkarken hissettiği pişmanlığı dindirebilmek için içindeki olumsuz düşünceleri atmayı denedi. Masasına oturup bilgisayarı açtı. Maillerine bakıp bakmamak arasında git-gel yaşasa da bakmamanın en doğru karar olacağını düşündü. 9.30’da bir adayım gelecek, eğer bir sürü “acil” diye başlayan maillere cevap vermeye kalkışırsam bekleme salonunu ve mülakat odasını kontrol etmeye fırsat bulamayacağını ya da adayı bekletmek durumunda kalacağını düşündü ve adayı bekleteceğini düşünmek bile ürkmesine neden oldu. Hemen danışmayı arayıp adayın gelip gelmediğini sordu. Adayın daha gelmediğini öğrenince bekleme salonunu ve mülakat odasını kontrol ederek “Eveettt, her şey yolunda… İlk mülakatımın kötü geçmesine müsaade edemem.” dedi ve danışmadan adayın geldiği bilgisini aldı. Tam 9.30’da mülakat odasında olacak şekilde adayı getirmesini rica etti. O sırada adayın özgeçmişini tekrardan gözden geçirdi.

ImageSaat 09:30

Adayın yaklaştığını görünce ayağa kalkarak kendine çekidüzen verdi.  “Hoş geldiniz Cihan Bey, ben İşe Alım Uzman Yardımcısı Ahmet.” dedi ve adayı gülümseyerek karşıladı. Adayın tedirginliği fark ediyordu ama en az aday kadar gergindi. Üniversitedeki derslerden ve katıldığı eğitimlerden öğrenmiş olduğu ilk şey adayın heyecanını hafifletmeye yönelik sorular sorması gerekiyordu.  Firmaya gelirken herhangi bir zorlukla karşılaşıp karşılaşmadığını öğrenmek için sorular yöneltti. Aslında bu sorunun ne kadar sıradan olduğunu kendisi de biliyordu. Cihan Bey hala gergindi, üzerindeki heyecanı atamamıştı ki Ahmet Bey ardı arkası kesilmeyen kalıplaşmış soruları yöneltmeye devam ediyordu.  “Kendinizden bahseder misiniz, 5 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz, güçlü/zayıf yönleriniz nelerdir?” gibi soruları sıralıyor, notlar alıyordu ama mülakatın sonuna geldiğinde Ahmet Bey istediği cevapları alamamıştı. Çünkü bu tür sorular Cihan Bey’i daha çok strese sokarken Ahmet Bey içinse aday hakkında kalıplaşmış sorulara karşılık kalıplaşmış cevaplar almasına neden oluyordu. Süreç hakkında Cihan Bey’i bilgilendirdikten sonra uğurladı. Mülakatın ardından oturdu ve derin bir nefes alarak içinden “nerede yanlış yapıyorum?” diye sorarak kendisiyle muhakeme etmeye başladı. Galiba nerede yanlış yaptığının farkına varmıştı.

ImageSaat 11:00

“Hoş geldiniz Büşra Hanım, ben İşe Alım Uzman Yardımcısı Ahmet.” diyerek yine aynı samimiyetle adayını karşıladı. Bu sefer adayı nasıl sakinleştireceğini planlamıştı. Daha önce aday olarak katıldığı bir mülakatta işe alımcının sohbet havasındaki mülakatı onun için güzel bir deneyim olmuş ve bu şekilde kendini daha iyi ifade ettiğini tecrübe edinmişti.  Büşra Hanım’ın fotoğrafçılıkla uğraştığını hobileri arasında görmüştü. Kendisinin de fotoğrafçılığa karşı bir ilgisi olduğu için adayı rahatlamak üzere buradan giriş yapmanın uygun olacağını düşündü. Makineler, lensler üzerine kısa bir sohbetin ardından adayın rahatladığını görünce mutlu oldu. Bu samimiyeti ve mülakatçıdan aldığı güven ile Büşra Hanım sorulara daha sakin ve açık cevaplar vererek kendini iyi ifade ettiğini fark etti. Mülakatın sonuna geldiğinde Ahmet Bey, adayın hem kişilik özellikleriyle ilgili hem de pozisyonun kriterlerine uygun olup olmadığına yönelik bir sürü veri elde etmişti. Büşra Hanım’a bundan sonraki sürecin nasıl ilerleyeceği hakkında bilgilendirdi. Görüşme sonunda Büşra Hanım, Ahmet Bey’e “böyle güzel bir mülakat deneyimi edinmemi sağladığınız için teşekkür ederim.” dedi. Firma ve Ahmet Bey hakkında olumlu izlenimler edinerek mutlu bir şekilde ofisten ayrıldı.

Kahramanımıza katılıyor musunuz? 🙂

Hayati Arpacı

1991 yılında Ordu doğumlu olan Hayati Arpacı, Sakarya Üniversitesi İşletme Fakültesi İnsan Kaynakları Yönetimi bölümü mezunudur. Sağlık sektöründe faaliyet gösteren bir özel hastane ile Dayanıklı Tüketim sektöründe beyaz eşya üretimi yapan uluslararası bir firmada staj deneyimi kazanmıştır. Çalışma hayatına 2013 yılında Fayda Akademi'de İnsan Kaynakları Uzman Yardımcısı olarak başlayan Arpacı, Şubat 2015 itibariyle görevini İnsan Kaynakları Uzmanı olarak devam ettirmektedir. 2012 yılından bu yana hayatiarpaci.com adlı bloğunda İnsan Kaynakları alanında edinmiş olduğu bilgi ve birikimini özgün paylaşımlarını ile takipçilerine aktarmaktadır. 2015 yılında gönüllü bir proje ekibi tarafından gerçekleştirilen "Sosyal Medyada En Etkili 25 İK Hesabı" içerisinde 12. sırada yer almaktadır.

2 thoughts on “Bir İşe Alımcının Günlüğü

  1. “Nasıl, kolay bulabildiniz mi yerimizi?” Diye sormaktan bıkanlara bir fikir niteliğinde. Tabii hobilerine şişirme etkinlikler yazmış adayları daha da strese sokabilmesi mümkün:) Tüm geçmiş mülakatlarımı düşündüm de, çoğunda işe yaramış.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir